Bugun...


Satranç Köşesi

facebook-paylas
Amca
Tarih: 19-02-2020 14:02:00 Güncelleme: 20-02-2020 13:58:00


Hepiniz tanırsınız aslında bu Amcayı… Hayatımızın bir yerlerinde hep karşımıza çıkar. Apartmanda her şeye itiraz eden 6 numaradır bazen. Bazense apartman yöneticisidir yerli yersiz parmak sallayan. Otorite odur her şeyi o bilir. Bizimkiler dizisini hatırlayanlar bilir, orada tüm apartman sakinlerine parmak sallayan Sabri bey amcayı, Çöpçüler Kralı filmindeki “gazeteye yaza yaza düşürdüm hükümeti” diyen apartman sakinini, Kapıcılar Kralı filmindeki albayı. Bazen otobüste kendice hoşlanmadığı bir hareket olduğunda bastonu sertçe yere vuran aksi ihtiyar bazense size “misal” diyerek başlayıp yerli yersiz örnekler veren amcayı. Teşbihte hata olmaz sözünü yanlış anlayıp istediği kırıcı, patavatsız, alaycı, küçümseyici lafları sıralayıp sırıtan amcayı hepiniz tanırsınız. Ama teşbih çoğu zaman hata kaldırmaz aslında. Her şeyi bilir bizim amca. Kendi dediği doğrudur. Tarih, coğrafya, siyaset, tıp, gastronomi vs anlamadığı konu yoktur ama yazmaktan başka icraatı yoktur. Uzman olmayan yazmasın eleştirisinde bulunurken kendisinin ne uzmanı bilmiyoruz bu amcanın. Bugüne kadar yazdığı yazılara göre satranç kültürü uzmanı. Kişileri yere yere yazdığı sistem eleştirilerini biliyoruz. Sistemi eleştiriyormuş gibi yapıp kişileri küçümsemesi, küçümsemeye davet etmesi kendi ego tatminidir bu amcanın. Aslında cevap yazıp bu amcaların egosunu tatmin etmemek lazım. Zaten amca için ilk ve son yazım bu olacak. Zira saygısız küçümseyici kişilerin her dediği doğru da olsa saygısızlıklarının arka planında kayboluyor bana göre. Yazılarında kendince kuvvetli bir tezi var bu amcanın. “ 1100 düzeyindeki biri, antrenör ve hakem olamaz. Bir hekim ilkokulu bitirdiğinde göğüs hastalıkları uzmanı olmuyor, tıp fakültesini bitirip, staj görüp, uzmanlık sınavını geçip, uzak diyarlarda onlarca vaka üzerinde mesleğini ifa ettiği için hekim oluyor.” Bende kendi alanıma girdiği için 20 yıllık bir sağlık çalışanı olarak irdelemek istedim. Bir karşılaştırma yapmak istiyorsanız iki benzeş olan durumu, olayı, nesneyi karşılaştırabilirsiniz. Tıp eğitimi ile satranç eğitiminin arasındaki tek benzerlik eğitim olması. Oysa ki ne kadar kuvvetli bir argüman gibi bize sürekli bunu yazıyor. İlk önce satrancın içinde çok fazla öğe barındırmasına rağmen sonuç itibarı ile bir oyun/spor olduğunu unutmamak lazım. Tıp eğitimi ile karşılaştırmak en hafif tabirle abesle iştigal etmek olur. Kimse bir satranç karşılaşmasında hatalı bir açılış yapıldığında ölen bir rakip yada atı yanlış kareye oynadı diye kolu ampute edilen bir sporcu gördü mü?? Birincisi tıpta bir hekimin, hemşirenin, laboratuar teknikerinin, hatta temizlik personelinin hatalı bir hamlesinin doğuracağı sonuç bazen hukuki ve vicdani ağır bedellere dönüşebilir. Hiçbir sağlık çalışanı veya hasta skorun 0/1 olması veya bilmem kaç ELO kaybederek yada falanca şampiyonu olamayarak bir bedel ödemez. O yüzdendir ki başta hekimler olmak üzere tüm sağlık sistemi dünyada gelişmiş kurumsal bir eğitim sistemine sahiptir. İşte tamda bu yüzden bu iki eğitimi birbirine kıyas edemezsiniz. Eğer kıyas edersek 1. Kademe antrenörlük eğitimi 6 yıl 2. Kademenin en az 4 yıl olması gerekir. 3. 4. 5. Kademeyi varın siz düşünün. Evet ilk okul mezunu bir kişi hiçbir sağlık personeli olamaz. Ancak satrançta antrenör olmayı bırakın 12 yaşında GM olunabileceği gibi liseyi bitirmeden, yani üniversite sınavına bile girmemişken dünya şampiyonu olabilir. Tam terside olabilir satranç için ileri bir yaşta satrançla tanışıp antrenör olabilirsiniz. Kendinize hobi edinebilir veya aktif turnuva sporcusu olabilirsiniz. Satrancı belki de en spesifik özelliği 6 yaşındaki bir çocuğun 60 yaşındaki rakibiyle karşılaşabilmesidir. Bakın 16 yaşında satranca başlamak isteyen bir gencimize 2018 yılında kaybettiğimiz hem FM hem de İç Hastalıkları uzmanı olan Sayın Ateş ÜLKER nasıl güzel bir cevap vermiş. Kendisini de Saygı ve rahmetle anmış olalım.  “Satranca başlamak için hiçbir zaman geç değildir.Ancak zamanı iyi kullanmak önemlidir.Satrancın Okulda başarısızlığa neden olmamasına dikkat etmek gerekir.Bir Avusturya atasözü der ki: "Allah zamanı yarattı.Acele hakkında bir şey söylemedi" Zamanın en doğru şekilde nasıl kullanılacağı size kalmıştır.Üniversite giriş sınavına hazırlanırken Satranca fazla zaman ayırmanız bütün yaşamınızı olumsuz etkileyebilir.Türk toplumunun satranççıdan önce yüksek düzeyde eğitim almış bireylere ihtiyacı var."Önce Eğitim,sonra Satranç" esas slogan olmalıdır.İyi eğitim almış birey Satrançda da kolay ilerleyebilir.Yabancı dil bilmek de Eğitimin bir parçasıdır ve Satranç öğrenmek isteyenler için önemlidir!Okulda işler yolunda gidiyorsa Satrancı ilerletmek de daha kolay olacaktır!!”


ÖZGÜR SATRANÇ FORUM 06.11.2016


Biri çıkıp haddini aşıp 25 yaşında yağlı güreşe başlayan Ahmet TAŞCI ya “ git kahvede tavla oyna çoluk çocuğuna bak birader milletin yağlı güreşi bıraktığı yaşta senin bu camiada işin ne” deseydi. En son 648. Düzenlenen Kırkpınar Yağlı Güreşlerinde 30 ile 40 yaşları arasın da 8 kez Başpehlivan olup altın kemeri takan ve en son 56 yaşında aktif sporcu olan Ahmet TAŞCI ya ve yağlı güreş camiasına çok büyük ayıp etmiş olurdu.
Kimsenin satranç bilgisini, kendini kaç yaşında ne kadar geliştireceğini, neyi yapıp yapamayacağını ölçüp bunu klavye başında ahkam keserek saygısızca ifade etmek ne kadar doğrudur?

Bu anlamsız karşılaştırmadan çıkacak sonuç; Tıp eğitimi bir devletin temel politikaları içinde yer alır. Toplumun en temel ihyacıdır. Sağlığınız olamazsa hayatta diğer şeylerin tamamı sizin için anlamsız hale gelir. Bakanlığı, okulları, hastaneleri, hekimleri ve diğer sağlık personeli, medikal endüstrisi ile satranca göre devasa bir organizasyondur. Bir tıp fakültesinin aylık gideri federasyon bütçelerinin belki de 10 yılda göremeyeceği meblağlardır. Mevzuata uygun şartları taşıyan, belirtilen süre eğitimi almış sınavı geçmiş herkes satranç antrenörü olabilir. Aynısı Tıp eğitimi içinde geçerlidir. Kimse kimseye bu yaştan sonra bu eğitimi alamazsın deme hakkına hiç sahip değildir. Demek ki sıkıntı Eğitimin nasıl verildiği sınavın nasıl yapıldığı, müfredatın düzeyidir. Ne hekim gibi antrenör yetiştirebilir nede antrenör gibi hekim yetiştirebilirsin.
Gelelim antrenör kuvvet derecesine; örneğin 4-5 yaş grubu öğrencilere veya ilkokul çağındaki öğrencilere satranç taşlarını tanıtmak, taşların hareketlerini temel birkaç bilgiyi öğretmek kısacası satrancı tanıtmak için ne kadar kuvvet derecesine ihtiyaç vardır. Yukarıda bahsettiğim gibi gerekli müfredatı almış sınavı geçmiş biri bunları biliyor kabul edilir. Zaten bu yaş grubunda belge almış antrenörlerin büyük çoğunluğu okul öncesi öğretmenleri ve sınıf öğretmenleridir. Pedagoji ve formasyon almış çocuk eğitimi konusunda nitelikli kabul edilirler. Bu eğitimciler zaten çocuklara basit sağlık bilgileri, kimya bilgileri, matematik bilgileri vs öğretirler neden az biraz satranç öğrenip öğretmesinler. Buna satrancın tanıtımı temele yayılması diyebiliriz. Kimse satranç taşlarını rüyasında görüp oyuna başlamaz. Çocuklara ulaşabileceğimiz yegane insanlar bu eğitimcilerdir. Önemli olan buradan ilgili satrancı seven çocukları tarayıp çıkarabilen eğitimcilerin kulüpler ve işini doğru yapan antrenörlere yönlendirmesidir. Okul öncesinde veya okulda beş duyu organını öğreten bir öğretmene yanlış yada eksik bilgide verse çıkıp hiçbir hekim yada başka bir sağlık personeli “ Yapma bize bunu teyze al sana zeytinyağlı kabak dolması tarifi empati yap” demez diyemez. Bu yüzden tıp kültürü bitti ben buna tahammül edemem diyen hekim de göremezsiniz. Malumunuz ki sağlık ile ilgili bilgiler toplumda çoğu zaman yanlış yada eksik bilinir. Sağlık bakanlığı politikaları tam tersine bu konuda öğretmen ve öğrencilere eğitim verilmesi için her türlü eğitim materyalini(afiş bilgilendirme broşür)sağlar. Sıkıntı kişilerde değil “vize paranı yatırda ne yaparsan yap” diyen TSF sistemidir. TSF nu ilgilendiren antrenörün eğitimi değil sadece vize parasıdır. “Satranç Çalışmaya Açılış veya Oyun Sonu çalışarak Başlamak YASAK ! :
Birçok satranç oyuncusu Satranç a Oyun sonu çalışarak başlanması gerekliliğini söyleyebilir... Ne var ki bu teze şu sebeplerden dolayı katılamıyorum.. yine Değerli arkadaşlarımın bu konudaki fikirleri ile konuya daha ayrıntılı bakma şahsı elde edebiliriz.. Bilindiği gibi Satranç temelde 3 kısımdan oluşur.. Bunlar
1-Açılış (Oyun Başlangıcı)
2-Oyun Ortası
3-Oyun Sonu
Bu 3 bölümünde ortak paydası aslında Satrancın ortak paydası olan HESAP YETENEĞİDİR.. Özellikle oyun sonu inanılmaz hesap yeteneği gerektiren bir bölümdür.. Çoğu oyuncu yanlış olarak satranç a oyun sonu çalışarak başlar.. öyle ki bu çalışma onlara başlangıçta inanılmaz sıkıcı , boğucu gelir.. belli bir süre sonra haklı olarak bu çalışmayı sonlandırır.. Zira kişiler zevk almadığı bir çalışmayı ne kadar devam ettirebilir ki ?.. Peki Oyun sonu nu bu kadar sıkıcı ve çekilmez yapan nedir ?.. ifade
ettiğimiz gibi Oyun sonu Yüksek hesap yeteneği gerektirir.. Satranc a yeni başlayan bir oyuncunun bu yeteneği henüz gelişmediğinden dolayı hesap gerektiren konumlar oyuncuyu çok kısa sürede sıkacaktır.. Bu aslında Açılış ve Oyun ortası kısımları içinde kısmen söylenebilir.. Peki Ne yapılmalıdır? sorunun cevabı doğal olarak Hesap yeteneğinin artırılması için yapılacak çalışmadır.. uzun süre sıkıcı da olsa buna tahammül edip oyun sonu çalışan bir kişinin muhakkak hesap yeteneği
gelişecektir.. Ancak madem bu bir oyun bunu daha zevkli hale getiren ve aynı zamanda hesap yeteneğini geliştiren Taktik unsurları çalışmak daha
doğru bir yaklaşımdır.. Kanaatimce satranca yeni başlayan bir oyuncu EN AZ 6 AY süre ile BAŞKA HİÇBİR ŞEY ÇALIŞMADAN SADECE TAKTİK ÇALIŞMALIDIR..
bu şekilde hesap yeteneği gelişmiş .. Mat temalarını kavramış bir oyuncu artık satranç çalışmaya oyun sonu çalışarak devam edebilir.”
Amcamız yukarıdaki metni okuyor yada okumuyor ve şu yorumu yapıyor. “Oyun sonu çalışmak yasaktır” lafını bu dünyada söylese söylese Karpov falan söyleyebilir.
Yukarıdaki metinde “oyun sonu çalışmak yasak cümlesini bulunuz? Metin tartışmaya açık bir yazısıdır. Her satırı tartışılabilir. Yanlış da olabilir doğruda ama her tez ispata muhtaçdır. Bunun tam tersi bir tez de olsa onunda ispatı gerekir. Bu konuda söz sahibi bunu çıkıp belirli bir sayıda öğrenciye her iki tez kriterlerinde eğitim verir sayısal anlamlı bir istatistik ortaya koyar ispatını yapar ki bu bilimsel yöntem bile eleştiriye açıktır. Amca ya sen yazıyı okumadın ya da birilerine “cahil, saygısız insan topluluğu, evde dolma yapması gereken kadın, Aşırı cahil ve kendini geliştirme potansiyeli olmayan bir zümre, O kadar biliyorsun da birader, 1120 olabilseydin bari” gibi kaba saygısız laflar edebilmek için altyapı hazırlıyorsun. Bu kaba saygısız alaycı küçümseyici lafları satranç kültürü diye yutturmaya kalkıyorsun. Satranç kültürü bir yana hiçbir spor bilim sanat dalında bu tavırlar kültür olmaz, olamaz. Bir sosyal ortamda yanlış bir hareket varsa bile çıkıp “saygısız insan toplumu” diyemezsin. Konuştuğun ortama göre tepki görürsün. Karşında sana göre çok zayıf bir kadın sporcuya turnuvada da olsa lokal ortamı da olsa “git evde dolma yap teyze” diyebilir misin? Ya da küçük bir sporcuya bilader bir şey bilmiyorsun “internetten UKD almış gelmişsin cahil” diyebilir misin? Bu söylemleri ancak klavye başında yapabilirsin. Kusura bakma amca ama Satranç kültüründen öne yaşadığın toplumun kültürünü öğreneceksin. Her kültür önce saygıya dayanır.
Satranç Sağlık ve Saygıyla Kalın…

 

 

 

Barış Kaan DÖLEK



Bu yazı 920 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR

Türkiye Satranç Federasyonunu Başarılı Buluyormusunuz?


HABER ARA
NAMAZ VAKİTLERİ
YUKARI