Bugun...


Satranç Köşesi

facebook-paylas
Satranç'ın Yakın Tarihi!
Tarih: 05-10-2022 16:21:00 Güncelleme: 05-10-2022 16:21:00


“Bütün sanatçılar satranç oyuncusu değildir, ancak bütün satranç oyuncularının sanatçı olduğu fikrini savunuyorum.” – Marcel Duchamp
Oyunun ilk usta oyuncularından biri Ruy Lopez adında İspanyol bir rahipti. O zamanlar satranca dair teoriler o kadar ilkeldi ki Lopez satranç üzerine yayımladığı 1561 tarihli kitapta strateji olarak rakibin gözüne güneş ışığı gelmesinden bahsetti. Satranç teorisi 18. yüzyılda da pek fazla gelişme gösteremedi. Ancak 1749’da Fransız oyuncu Francois-Andre Philidor Analyse du jeu des Échecs isimli kitabıyla satranca dair yeni düşünceler sundu ve günümüzde hâlâ kullanılan “oyun sonu” tekniğini açıkladı. Ayrıca Philidor’un ünlü sözü “Piyonlar satrancın ruhudur” sözü bu kitapta yer alıyordu.
19. yüzyılda satranç, standartlaştırılmak üzere belli düzenlemelerden geçti. 1850’lerden önce satranç takımları farklılıklar gösterebiliyordu. Jacques London, Nathaniel Cooke tarafından tasarlanan satranç takımını piyasaya sürdü. Bu takım zamanının en ünlü satranç oyuncusu Howard Staunton tarafından kullanıldı ve bunun sayesinde bu model popüler oldu, dünyanın her bir yanında turnuvalardan kulüplere birçok yerde yaygınlaştı. Ayrıca 19. yüzyıl, satranç yarışlarının başlamasına neden olan satranç saatinin icat edilmesine tanıklık etti. Bu saatin kullanılmaya başlanmasından önce bir satranç oyunu on dört saate kadar sürebiliyordu. Bu dönemin ünlü maçları fazlasıyla heyecan vericiydi. Eğer, oyuncu risk almıyorsa ve rakibine şiddetli bir şekilde saldırmıyorsa oyun eğlenceli sayılmazdı. Amerikalı oyuncu Paul Morphy bu tarz hamlelerin vücut bulmuş hâliydi. Avrupa’da çıktığı turlar Howard Staunton hariç birçok oyuncuyu yendi.
Buna karşılık, satranç teorileri hâlâ tartışılmakta olan Wilhelm Steinitz agresif oyunları sevmezdi. Konumsal teknikler kullanarak 1886’da ilk resmi dünya şampiyonu oldu.
Bundan sonra konumsal satranç ün kazandı. 1920’lerde benimsenen yaygın teori, oyunun başında tahtanın ortasındaki alanı piyonlarla işgal etmekti. En fazla başvurulan açılışların adları şöyleydi: Guy Lopez, Giuoco Piano, Queen’s Gambit (Vezir Gambiti), Fransız Savunması ve Dört
Şövalyenin Oyunu. 1920’lerde yeni bir satranç akımı doğdu: Hipermodernizm. Bu akım, tahtayı piyonlarla işgal etmektense diğer çok önemli olmayan taşlarla bunu yapmayı savundu. Böylece yeni tarzlar ve teoriler geliştirildi ve bunlar yeni kuşak satranç oyuncuları Aron Nimzovich, Efim Bogolyubov, Richard Reti ve Ernst Grunfeld tarafından uygulandı.
Erken Modern Dönem’de satranç sarayın sınırlarından kurtuldu ve kahvelerde filozoflar, yazarlar ve sanatçılar tarafından oynanan bir oyun hâline geldi. Satranç böylece birçok kişiye ilham verdi, daha sonraları Soğuk Savaş yıllarında güçlerin
savaş meydanı oldu. 1996’da IBM’nin Deep Blue bilgisayarının şampiyon Garry Kasparov’u yenmesi oyunda çığır açtı. Bunun ardından bilgisayarlar oyuncuları yenmeye başladı. Marcel Duchamp’ın sözleri göz önüne alındığında bu satranç oyuncusu bilgisayarlar da birer sanatçı olarak görülmeli mi? İlk satranç oyuncuları bu soruyu sormayı bile aklına getirmemiştir.
Ancak yüzyıllarca uygarlıktan uygarlığa aktarılan oyun, insan ve makinenin karşı karşıya gelmesinin sonuçlarını önceden tahmin etmiş olabilir.
Alex Gendler (TED konuşması)
Çeviren ve derleyen: Aslı İdil Kaynar


Bu yazı 136 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARA
YUKARI