| Favorilere Ekle | Sitene Ekle | İletişim | ITPT TV YAYINI
ANA SAYFA
SON DAKİKA
POLİTİKA
GÜNCEL/GÜNDEM
EKONOMİ
SAĞLIK
EĞİTİM
BİLİM/TEKNOLOJİ
AVRUPA BİRLİĞİ
KÜLTÜR/SANAT
MEDYA/TEKNİK
MAGAZİN
SPOR



Site İçi Arama

Çok Okunanlar
  TOPRAK ALTINDA 6 TONLUK DEV KAPLUMBAĞ!
  TÜRKİYE´DE RADYO VE TELEVİZYON YAYINCILIĞI!
  YEREL VE BÖLGESEL TV LER
  KİM KÜRT DOĞMAK İSTER Kİ?
  KEY ÖDEMLERİNDE 2. LİSTE!



Yorumlananlar
  ESKİ MHP Lİ BAKANDAN ŞOK AÇIKLAMALAR
  BAHÇELİ GURUP TOPLANTISINDA KONUŞUYOR!
  MEDYA OKUR YAZARLIĞI TOPLANTISI YAPILIYOR!
  ABD TARİHİNİN EN BÜYÜK İFLASI
  SIR TEKNOLOJİ TÜRKLERİN ELİNDE!

YEREL VE BÖLGESEL TV LER

6/12/2007


Ben burada kitle iletişim araçlarının globalleşen bir dünyada ne tür pozitif yada negatif sonuçlar doğurduğunu tartışmayacağım. Bana göre Üzerinde fazlasıyla durulması gereken maalesef tam tersine üzerinde en az durulan bir olgudur yerel ve Bölgesel medya. 21. yüzyılın en önemli kazanımı olduğunu düşünüyorum, ve günümüzde de en etkili kitle iletişim araçlarıdır.


YEREL VE BÖLGESEL RADYO TV LER

İsmet ergin 12-04-2006

 

Yerel ve Bölgesel medyanın özellikle yerel radyo ve  televizyon kanallarının tarihini, demokrasiye katkılarını, sorunlarını ve çözüm yollarını dile getirmeye çalışacağım. 1990 yılında  Star Tv nin kurulması ile birlikte  mantar gibi çoğalmaya başlayan yerel ve bölgesel radyo ve tv kanalları .1993 yılına gelindiğinde önce yerel radyolar ardından da yerel televizyon kanalları peş peşe açılmaya başladı. Bugün ülkemizde 232 yerel televizyon 1100 ün üzerinde radyo  kanalı bulunmaktadır. Türkiye de özel radyo  ve  televizyon yayıncılığı de facto bir durum olarak ortaya çıkmıştır. Hiç bir hukuki ve teknik alt yapısı yoktur. Biz yapalım kanunlar arkadan gelir nasıl olsa mantığı ile  özel radyo ve televizyon yayıncılığı ortaya çıkmıştır. Bugün gerek ulusal gerekse yerel televizyon kanallarının hukuki bir alt yapısı yoktur. Frekans planlaması hala yapılamamıştır. Şu an TRT hariç  hiçbir Radyo ve  televizyon kanalının frekans tahsisi yoktur. Radyo Televizyon Üst Kurulu bu planlamayı hükümetlerin siyasi baskısı veya bir takım teknik altyapı yetersizlilikleri nedeniyle gerçekleştirememiştir. E n son 2 mart 2006 tarihinde RTÜK ün yayınlamış olduğu kanal ve frekans tahsisi ile ilgili geçici yönetmelikle  geçici lisanslama çalışmaları sürdürülmektedir. Maalesef yayınlanan bu geçici yönetmeliklide çeşitli kafa karışıklıkları yaratılmış olup çözüm yerine beraberinde yeni sorunlar getirmeye aday bir yönetmelik olarak karşımıza çıkmıştır. Yerel radyo ve televizyon kanallarının bugünkü bir çok sorununun temelinde yayıncılığa hazırlıksız yakalanmak yatıyor. Ne teknik alt yapı oluşturabilmiş , ne yetişmiş elaman bulunabilmiş, ne hukuki sorunlar çözülebilmiştir. Ancak yinede gelinen noktada  hiçte küçümsenemeyecek kadar büyüktür. Bugün yerel televizyon ve radyo kanalları kurumsallaşmaya başlamışlar, yayın kalitelerini artırmışlardır. Bütün bunların ötesinde yerel ve demokratik kimliğin etkinliğinin artmasına ve hak aramalara neden olmuşlardır.

·         Demokratik rejimlerde 4 güç olarak kabul edilen medya Yerel yönetimleri denetlemeyi görev olarak üstlenmişlerdir: Yerel ve bölgesel radyo ve  televizyon kanalları bir ilin en yüksek mülki amiri sayılan ve bir ili yöneten tüm yöneticilerin vali-belediye başkanı -il emniyet müdürü gibi yetkililerin görevlerini tam olarak yerine getirebilmeleri için yol gösterici yada hata yapmalarında caydırıcı birer mekanizma haline gelmişlerdir. Yörenin bakımsız kalmış yollarının tamirinde, belediyelerin açmış olduğu çukurların doldurulmasında, çevreyi tehdit eden, mikrop saçan çöp dağlarının temizlenmesinde, patlayan ve üzerinden aylar geçtiği halde tamir edilmeyen su borularının tamirinde, valinin  yada belediye başkanının yapması gerektiği halde yapmadığı toplantıların takibinde, uyuşturucu satan, haraç toplayan çetelerin yakalanmasında ve yasal olmayan etkinliklerin yapılmamasında  etkin rol oynamaktadır. Bütün bu yanlışların, eksikliklerin düzeltilmesinde yerel ve bölgesel  kanalların çok büyük katkıları olmaktadır. Bütün bunların yanı sıra halkın sorunlarının belediye, valiliğe, emniyet müdürlüğüne taşınmasında, bu sorunların çözümünün takibinde yerel kanalların son derece büyük önemi vardır.

·         Sivil toplum örgütlerinin güçlenmesinde de önemli rol oynamıştır : Yerel radyo ve  televizyon kanallarının yerel bürokrasiyi eleştirmesi, yönlendirmesi  pasif durumda olan sivil toplum örgütlerine cesaret vermiştir. Ayrıca bu sivil toplum örgütleri sık sık  yerel televizyon kanallarına çıkarak kendilerini daha iyi anlatma olanağı bulmuşlar, halkımızı bilinçlendirmişlerdir. Çevreyle ilgili sorunlarda çevre koruma derneklerin, sağlıkla ilgili sorunlarda sağlıkla ilgili dernekleri, demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün tartışıldığı zamanlarda ise bu konuyla ilgili derneklere söz hakkı vermişlerdir. Böyle olunca da sivil toplum örgütleri görüşlerini geniş halk kesimlerine duyurmuşlar, bu durum neticesinde ise halkımız negatif yada pozitif bir tavır almıştır. Ayrıca yerel radyo ve televizyon kanalları sivil toplum örgütlerinin kampanyalarını ücretsiz olarak yayınlamışlar, onların kamuoyu oluşturmasına katkıda bulunmuşlardır. Böylece Yerel ve bölgesel radyo ve  televizyon kanallarının ortaya çıkması sivil toplum örgütlerinin artmasına ve etkinliklerinin daha fazla olmasına  büyük katkı sağlamıştır.

·         Kültürel mirasın ve farklılıkların korunmasında önemli rolü var: Anadolu zengin bir tarihi ve kültürel miras sahip bir coğrafya. Bu coğrafyada asırlar boyu olduğu gibi bugün de farklı din ve medeniyetler yaşamaktadır. Cami-kilise-havra yan yanadır. Yerel televizyon kanalları bu farklılıklara, tarihi eserlere sahip çıkmaktadır. Farklı uygarlıklara ait kültürlere ilişkin belgeseller yapmakta, virane halde bırakılmış tarihi eserlerin onarımına katkıda bulunmaktadır. Araştırmacı-gazetecilik dalında başarılı çalışmalar yapan yerel radyo ve TV’ler gözden kaçmış, ihmal edilmiş, üstü örtülmüş tarihi eserleri bulup çıkarmakta, onların hangi medeniyete ait olduğunu, bilim adamların eşliğinde tespit ettirmektedir.

Tekelleşmeyi önlemekte en büyük engeldirler: Yerel, Bölgesel radyo ve televizyon kanalları sermayenin gazete ve televizyonları tek elde toplamasının önünde en büyük engel olarak durmaktadır. Sermaye, elinde bulundurduğu televizyon ,Radyo ve gazetelerle "doğruyu" kendi çıkarları doğrultusunda bükmekte, halkı maniple etmektedir. Yerel televizyon kanalları bu tür tehlikeli tekelleşmenin önüne bir set çekmiştir. Yerel düzeyde halkla aktif bir ilişki içinde bulunan kanallar daha güvenilir, daha objektif yayın yapmaktadırlar. Çünkü halkla yüz yüzedirler. Daha samimi, daha amatör bir ruh yapısına sahiptirler. Kendi dünya görüşleri olmakla birlikte farklılıklara saygılıdırlar. Yerel kanalların yanlış yapma şansları kesinlikle yoktur. Çünkü izleyicilerinin bir kısmı komşusu, eşi dostu, her zaman yüz yüze baktığı kimselerdir. Ayrıca yerel televizyon kanalları merkezi otoriteye bağımlı değildirler. Hükümetlerin politikalarına göre pozisyon değiştirmezler. Çünkü hükümetten teşvik ve  kredi almamaktadırlar. Çoğulculuğu savunmakta, tek bir tezgahtan üretilen haberlere karşı çıkmaktadırlar. Bu yönüyle yerel radyo ve  televizyon kanalları düşünen, farklılık isteyen, kişi ve grupların akciğeridir.

Yerel ve bölgesel radyo ve  televizyonların sorunları

Yerel radyo ve  televizyon kanallarının sivil toplum anlayışının gelişmesi ve demokrasinin kurumsallaşıp kökleşmesine ne tür katkılar yaptığını yukarda belirtmiştik. Bu kanalların kendilerinden beklenen demokratik açılımı sağlayabilmeleri için kurumsal alt yapı ve diğer sorunlarının çözülmesi gerekmektedir. Anadolu'nun dört bir yanında büyük bir özveri ve iyi niyetle yayınlarını sürdürmeye çalışan yerel radyo ve televizyonların sorunlarını anlatmakla bitiremeyiz. Bu sorunları şu başlıklar altında toplamak mümkündür;

Eğitim sorunu: Üzerinde durulması gereken sorunlardan bir diğeri ise yerel kanalların eğitim sorunu. Bilindiği gibi ülkemiz 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal döneminde özel kanallarla tanıştı. Bu tanışma biraz hazırlıksız oldu. Kurumsal alt yapı yetersizliği ve kalifiye elaman sorunlarıyla karşılaşıldı. Ulusal
televizyon kanalları kalifiye elaman sorunun çözmek için büyük paralarla TRT'den yetişmiş programcıları, spikerleri, teknik elemanları transfer etti. Oysa yerel televizyon kanallarının böyle bir olanağı yoktu. Birincisi mali olarak ciddi yetersizlik içindeydiler, ikincisi ise hiçbir TRT çalışanı Ankara-İstanbul gibi büyük şehirlerden taşraya gitmek istemezlerdi. Gerçi bu ikinci tezin doğruluğu ya da yanlışlığı para olmadığı için ispatlanamadı. Aslında Türkiye'de rutin olan bir şeydi hazırlıksız yakalanmak. Sen koş nasıl olsa rüzgar arkadan gelir misali. Özel kanalların açılmasıyla birlikte birden çoğalan yerel kanallar, bu yetersizliklerini kendileri kapatmaya çalıştılarsa arzu edilen başarıyı yakalayamadılar. Halen yerel kanallarda başarılı- yetişmiş spiker, başarılı programcı iyi bir teknik ekip eksikliği bulunmaktadır. Kamerayı kullanan, montaj setini de kullanmaktadır. Branşlaşma söz konusu olmamıştır. Bir kişi bir kaç değişik program yapmakta, bu nedenle programlarına iyi hazırlanamamaktadır. Sabah saat 07.00 haber sunan bir spiker gece 24.00'de haber sunmaktadır. Program yapan kişilerin hiçbir şekilde mesleki deneyimleri yoktur. Yani yerel kanallar pratikten teoriye ulaşma çabası içerisindedirler

İdari sorunlar: Bölgesel ve Yerel radyo ve  televizyon kanallarının kendi bünyelerinden kaynaklanan sorunları olduğu gibi çevreden kaynaklanan sorunları da var. Bunların başında idari sorunlar geliyor. Yerel radyo ve  televizyon kanalları RTÜK'ün talimatıyla il emniyet müdürü yada valinin tasallutu altındadırlar. Sınırların ve yasakların kalktı bir dünyada bir televizyon kanalının bürokrasinin emrine verilmesi söz konusu olmamalıdır. Renkliliğe ve farklılığa açık televizyon yayınını yapmak neredeyse imkansız hale gelmiştir. Vali yada emniyet müdürü, kendi hukuk bilgileri doğrultusunda yapılan her yayından sonra telefona sarılmakta, bu istasyonları hizaya getirmek istemektedir. Tabi burada, bütün vali ya da emniyet müdürlerini suçlamıyorum. Hoşgörülü, demokratik terbiyeyi sahip yöneticilerimiz elbette vardır. Hem bu sorun bir valinin yada emniyet müdürünün sorunu değildir. Bu sorun yürütmenin yani bakanlar kurulunun sorunudur. Belki de merkeziyetçi devletin sorunudur. Sonuçta vali ya da emniyet müdürü kendilerine verilen direktifler doğrultusunda hareket ediyor. Bunun yanı sıra RTÜK yasasında çeşitli boşluklar vardır. Yasakların sınırının nerede başlayıp nerede bittiği belli değildir. Bu yasakların sınırlarının iyi çizilmesi, demokratik hukuk devleti mantığına uygun olmalıdır. Elbette ülkenin birlik bütünlüğüne kast eden-bölücülük- irtica gibi unsurlar cezasız kalmamalıdır. Ancak bunun sınırları iyi çizilmelidir. Sonra siyah ve beyaz arasında kalan bir dünyada yaşarız. Oysa yerel kanallar herkesi gökkuşağı renginden bir dünyaya davet ediyor

Mali Sorunlar: Yerel radyo ve Televizyon kanallarının sorunlarının en başına ekonomik yetersizliği rahatlıkla oturtabiliriz. Bugün ulusal medya, hükümetlerle girdiği siyasi ilişkilerin boyutuna göre teşvik-kredi gibi yardımlar alabilmekteyken, yerel radyo ve televizyon kanallarının bu tür bir şansı yoktur.   Yerel televizyon kanalları devlet tarafından desteklenmediği için çalışanlarının durumu içler acısıdır. Bugün bir kameraman, bir muhabir, bir haber müdürü asgari ücret yada asgari ücretin altında bir maaşla çalışmaktadırlar. Bu kadar düşük maaşları bile ödemekte güçlük çekmektedirler. Hatta bazı yerel kanallar sadece teknik hizmet gören muhabir-kameraman-montajcı gibi çalışanlara ücret ödemekte, program yapımcılarına herhangi bir ücret ödememekte yada ödeyememektedir. Mali yetersizlik sadece personel maaşlarını yansımamaktadır. Personelin kısıtlı olmasına da neden olmaktadır. Bir kameraman hem montajcılık, hem ışıkçılık yeri geldiği zamanda muhabirlik yapmaktadır. Görüldüğü gibi ekonomik yetersizlik branşlaşmanın önüne geçmiştir. Bütün bunların yanı sıra mali yetersizlik nedeniyle teknolojik açıdan sıkıntı çekilmektedir. Yerel kanallar VHS ya da SVHS sistemden hala BETECAM veya dijital  sisteme geçememişlerdir. Vericileri genelde standartlara uygun olmamakla birlikte Montaj setleri de yetersizdir. Oysa gerek devletimiz   gerekse özel sermaye sahipleri yerel  radyo ve televizyon kanallarına sahip çıkmalıdırlar. Devletimiz yerel kanalları KOBİ kapsamına alabilir, özel sermaye ise ulusala akıttığı reklamların bir bölümüne yerel kanallara kaydırabilir, yada kaydırılan ulusal reklamlar daha da büyütebilir. Böyle olmadığı için yerel televizyon kanalları mali sıkıntılar altında ezilmekte, yayın kalitesi düşmekte, personeli verimsizleşmektedir. Bütün bunlara rağmen yerel medya yorgun fakat asla taviz vermeyen onurlu bir savaşçı gibi dimdik ayaktadır.
Bütün bunlara ilaveten son derece zor koşullar altında yayın yapan yerel radyo ve televizyon kanallarından Radyo Televizyon Üst Kurulu tarafından, % 5 oranında bir reklam payı %5 eğitime katkı payı kurumlar vergisi, ssk ve şimdi lisanslama bedelleri gibi çokta ağır bir ekonomik yaptırımla karşı karşıyadırlar. Bu oran, ulusal kanallarla aynıdır ve zor koşullar altında yayın yapan yerel kanallar için son derece fazladır. Bu oranların aşağı çekilmesi, yerel yayıncılığın güçlenmesi açısından hayati bir öneme sahiptir.

  • Teknik sorunlar: Yerel Televizyon kanallarına yönelik yapılan eleştirilerden bir diğeri ise yayın kalitesinin düşük olduğuna ilişkin. Doğrusunu söylemek gerekirse bu tespit doğrudur. Bununla birlikte radyo yerel TV istasyonlarının kitleye ulaşım ağı sınırlıdır. Bunun hukuki nedenleri olduğu gibi teknik nedenleri de vardır. Hukuki sorunlara ilerde değineceğim için bu konuyu geçerek teknik nedenler üzerinde durmak istiyorum. Yerel televizyon kanallarının çoğu VHS-S-VHS  sistemle yayın yapmaktadırlar. Anlaşılabilmesi için sadeleştirecek olursak, düğünlerde kullanılan kameralarla, evlerimizde kullandığımız videolarla iş yapmaya çalışmaktadırlar. Montaj setleri, kameraları yetersizdir. Stüdyoları çoğunun standart dışıdır.  Habere gitmek için kullanılan araç sayısı yetersizdir. Hatta kimi radyo ve  televizyon kanallarının araçları bile yoktur. Program ve belgesel yapımında sıkıntıları çoktur. Çünkü belgesel türü programlara ayıracak teknik alt yapı ve elaman eksikliği vardır. Yine yukarıda da belirttiğimiz gibi teknik alanda bir ayrışma-uzmanlaşma olayı söz konusu değildir. Kullanılan vericiler sınırlı, güç olarak da zayıftır.
  • Hukuki sorunlar: 3984 Sayılı Kanu’na ek olarak çıkartılan 10 Mart 1995 tarihli Radyo ve Televizyon Yayın İzin ve Lisans Yönetmeliği’nin 1. Bölümünün 29. Maddesinde yer alan hüküm lokal yayıncılığı yerel ve bölgesel tanımla coğrafi olarak ayırmıştır. Bu mevcut durum bir ilin coğrafi olarak tamamına yerel tanımıyla televizyon yayını yapılmasına engel teşkil etmektedir. Bu yönetmeliğe göre bir ilin merkezinde yayın yapan diyelim ki, Ankara da yayın yapan Ostim TV, bu tanım gereği Ankara'nın Polatlı ilçesine yayın yapamıyor. Yada polatlı da  yayın yapan polatlı tv Ankaraya yayın yapamıyor Bu televizyon lar  ancak şehir merkezine yayın yapabiliyor. Halbuki bu televizyonun vermiş
    olduğu hizmetten Ankara'nın tamamının faydalanması gerekmektedir. Bir vali nasıl sadece merkezin valisi değil de bütün ilin valisi ise yerel radyo ve televizyon kanalıda bir ilin tamamının televizyonudur. Bu kısıtlama nedeniyle bir radyo ve televizyon kanalının Ankara'nın tamamına yayın yapması imkansızdır. Bu sebeple büyük bir hak kaybı söz konusudur. En azından şu anki uygulamada bu hükmün RTÜK'e frekans tahsisi için müracaat hakkı elde edenler şeklinde kabul edilerek uygulanması gerekmektedir.  Daha bunun gibi onlarca sorun yazabilirz.

Bölgesel ve Yerel radyo ve  televizyonlar nasıl güçlendirilir?

Bölgesel ve Yerel radyo ve televizyon kanallarını güçlendirilebilmesi için devletin yapması gerekenler var. Ben, devlet desteğini belirli bir dönem kabul edilebilir buluyorum. Yerel kanallar kurumsal alt yapı olarak güçlendikleri takdirde, devlet desteğine ihtiyaçları kalmayacaktır. Bunun yanı sıra özel sektörün yapması gerekenler var. Devletin yapması gerekenleri şöyle sıralayalım;

·         Merkeze otoriteye bağlı vali-il emniyet müdürü gibi bürokratların yerel televizyonların denetimi konusunda yetkileri sınırlandırılmalıdır. Birer anonim şirket statüsünde olan radyo ve tv ler normal anonim şirket yükümlülüklerini yerine getirmesinin yanı sıra rtük payı, eğitime katkı payı ve diğer meslek birliklerine ödediği   telif hakları ile 4. kuvvet olan radyo ve tv ler adeta yok olmaya  mahkum edilmişlerdir . Bu konuda en azından rtük payı düşürlmeli eğitime katkı payı da tamamen kaldırılmalıdır.

·         Yerel Televizyon kanallarının da tıpkı yerel gazetelerde olduğu gibi resmi ilanlardan yararlanması, onların ekonomik olarak güçlenmesine ciddi bir katkı sağlayacaktır.

·         Radyo Televizyon Üst Kurulu bugünkü yapısı ile sadece bir denetim mekanizması görevini üstlenmektedir. Bu kurum ismini sadece verdiği cezalarla duyurmaktadır. Halbuki çağdaş bir yayıncılık için Radyo Televizyon Üst Kurulunun sadece denetim yapan bir kurum olmaktan çıkartılması yayın kalitesinin yükseltilmesi içinde çalışan bir kurum haline gelmesi gerekmektedir.

·         RTÜK'te YÖK benzeri bir yapılanma, gerek yerel gerekse ulusal yayıncılığın demokratik karakterini bozacağı için, bu tür yapılanmalara gidilmemeli, Seçimi Meclis yapmalı ki yapıyor ancak, bununla birlikte seçimler sırasında da siyasi partiler, seçim kaybetmiş milletvekillerini yada sektörü bilmeyen tanımayan adayları buraya aday gösterememelidirler.

·         RTÜK'ün teçhizat donanımı Türkiye gibi geniş bir ülkede monitoringi sağlıklı yapacak, ayrıca esas görev olan frekans planlamasını yapacak kapasitede olmalıdır.

·         Yerel televizyon kanalları KOBİ kapsamına alınmalıdır. Buna ilaveten TRT bünyesinde açılacak okullarla yerel televizyon kanalı çalışanları teknik ve programcılık bölümlerinde eğitilmelidirler.

·         RTÜK ün radyo ve televizyon kanallarının başında demokrasisin kılıcı gibi durması yerine bu kuruluşların standartlara uygun hale getirilmesinde destek yaratacak projeler üretilmesi ve radyo ve tv  kuruluşlarında çalışan personele meslekle ilgili eğitim seminerleri için ciddi adımlar atması gerekir.

Özel sektörün yapması gerekenler;

  • Ulusal televizyon kanallara ayrılan reklam payı çok büyük ve korkunçtur.  Tüketici yada müşteri çok fazla izleyiciye ulaşımla birlikte güven aramaktadır. Buna rağmen özel sektörün temsilcileri reklamların yüzde 87'ini ulusal medyaya aktarmaktadır. Oysa yerel televizyon kanalları aynı reklamı daha çok uygun bir fiyata yayınlayabilirler. Ayrıca yerel televizyon kanallarına izleyiciler daha çok güvendiği için reklamın inandırıcılığı artar.
  • Reklam veren yerel televizyon kanallarına sahip çıkarsa, ulusal medyanın tekeli kırılacaktır. Rekabet ortamı yaratılacak, bundan hem reklam veren hem de yerel kanal istifade edecektir.
  • Büyük firmalar ulusal kanallarla yapmış oldukları sponsorluk anlaşmalarını yerel televizyon kanallarıyla da yapabilirler. Böylece hem yerel kanal güçlenecek hem de sponsor firma daha ucuza işini görmüş olacaktır

Bu haber 7210 defa okundu.
Yazan :
Kaynak :

Bu Habere Yapılan Yorumlar (0)

Tüm Yorumlar



MİT BUNA NE DİYECEK!
Erhan ÇELİK. Habertürk Tv
SESİNİ ÇIKARMA İŞİNİ YÜRÜT!
Taner AKSOY
AÇILIM SENDROMU!
Analiz ve Yorum İsmet ERGİN


Doviz Kurları
1 EUR : 60,00 YTL

1 USD : 3,00 YTL


GOOGLE VE KOMİNİZM!
Bülent  FORTA Müyap Yön. Krl. Bşk.
NEDEN NÜKLEER ENERJİ?
Ö.Faruk ACUNER Boyabat Elkt.A.Ş. Genel Müdürü
İNTERNET ÖNÜNDEKİ ENGEL KALKTI!
Teknoloji Köşesi  Gökhan KORKMAZ


Anket
Türkiye de Kriz olduğunu düşünüyormusunuz

Evet (177)
Hayır (7)


 İ.T.P. Internet Televizyon Yayıncılığı
İstanbul/TURKEY
 Email : info@itp.tv.tr Web : www.itp.tv.tr
© 2007 

  

 



 
Copyright (c) by Gökhan KORKMAZ
 St@npoli Bilişim Yazılım Görsel Sanatlar